Yakında Mubi’den Ayrılacak Olan 10 Şahane Film

Sinemaseverlerin favori dijital platformu olan Mubi, sanat filmleri ile dolu kütüphanesine her gün yeni bir hazine kazandırmaya devam ediyor. Maalesef, yeni filmler ekledikçe kütüphanesinden çıkardığı filmlerle fanatiklerini bir hayli üzüyor. İşte bir hafta içinde Mubi’den ayrılacak olan, kaçırmamanız gereken filmler!

1)Victoria


İspanyol asıllı Victoria, Berlin’de bir gece kulübünün kapısında dört yerel gençle tanışır. Bu kişilerin o akşam girişecekleri tehlikeli bir işle birine olan borçlarını ödemeleri gerekmektedir. Victoria’yla flörtleşen Sonne, onu kısa sürede kontrolden çıkan bir araba gezintisine davet eder.

Sebastian Schipper’ın yönetmenliğini üstlendiği Victoria; tek sekans çekimi, eşsiz atmosfer yaratımı ve başarılı oyuncu performansları ile kısa sürede adını duyurmayı başardı. 2015 yapımı film şimdiden film eleştirmenlerinin listelerinde yerini garantiledi. Heyecanı eksik olmayan, hızlı ve çarpıcı bir geceyi yansıtırken kameranın ustalıkla kullanıldığı film, basit bir senaryodan nasıl ustaca bir iş çıkarılabileceğinin kanıtı niteliğinde.

2) Suspiria

Amerikalı balerin Suzy Bannion, prestijli Dans Akademisi’ne katılmak için Almanya’nın Freiberg kentine adım atar atmaz, eğitim alacağı kurumun eski duvarlarında pusuya yatmış şeytani varlıklar olduğunu hisseder.

Yönetmen koltuğunda Dario Argento’nun oturduğu Suspiria için tam bir görsel şölen demek yerinde olacaktır. Renklerle cesurca oynayan yönetmen, korku türüne yeni bir soluk getiren filmi ile gelecekteki sinemacılara ilham kaynağı olmaya devam ediyor. 1977 yapım olan film, çekildiği dönem için tam bir başyapıt.

3) Vivre sa vie: Film en douze tableaux


Kıpır kıpır, genç bir Parisli olan Nana, oyuncu olma hayalleri suya düşünce hayat kadını olarak çalışmaya başlar. Kocasından yeni ayrılmıştır ve vicdansız bir muhabbet tellalı ile mahalleden tanıdığı kadını saymazsak, tümüyle yapayalnızdır.

Anna Karina’nın tüm ihtişamıyla boy gösterdiği, Jean-Luc Godard filmografisinin önemli adımlarından biri olan Vivre sa vie, içten ve dokunaklı bir hikaye. Bir kadının iç dünyasını 12 bölüme ayırarak anlatan film, durgunluğuyla Fransız filmlerine yaraşır bir güzelliğe sahip. Vivre sa vie, 12 tablodan oluşan bir film!

4) Mon Roi

Tony, kayak yaparken ciddi bir kaza geçirir ve rehabilitasyon merkezinde yatmaya başlar. Ağrı kesicilerle ve fizik tedaviyle geçen bu dönemde, Georgio ile yaşadığı çalkantılı aşkı zihninde tahlil eder. Birbirlerine neden tutku duyduklarını anlamaya çalışır. Sevdiği adam kimdir aslında?

Maïwenn tarafından yazılan ve yönetilen Mon Roi, son derece gerçekçi bir dil ile kaleme alınan, çarpıcı ve güçlü bir hikaye. Baş karakterin hastalığa kapılma ve iyileşme süreçlerini paralel bir kurguyla anlatan film, zararlı bir ilişkiye farklı açılardan ve farklı dönüm noktalarından bakma imkanı sunuyor. Ayrıca filmin başrolünü üstlenen Emmanuelle Bercot, bu rolüyle 2015 yılı Cannes Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün de sahibi olmuştur.

5) L’avenir

Paris’te felsefe öğretmenliği yapan Nathalie, zamanının tümünü ailesi, eski öğrencileri ve annesi arasında bölüştürür. Bir gün kocası onu bir başka kadın için terk ettiğinde, Nathalie de daha önce tatmadığı bir özgürlüğe kavuşur. Artık hayatını yeniden inşa etmelidir.

Mia Hansen-Løve’un yönetmenliğini üstlendiği, başrolünde Isabelle Huppert’ı izlediğimiz L’Avenir, seyirciyi düşünce selinin içine bırakan, sakin ve bir o kadar da yoğun bir film. Felsefi bir zemine yatırılan ve karakter tahlilini bu zeminin üstünde irdeleyen film, hayata entelektüel açıdan bakılan bir pencere gibi.

6) 곡성 (The Wailing)

Gözlerden ırak bir kasabaya yabancı bir adamın gelişiyle birlikte, bulaştığı herkesi vahşileştiren tuhaf bir hastalık hızla yayılmaya başlar. Olayı çözmekle görevlendirilen polis, kendi kızı da virüse yakalanınca tahmin ettiğinden çok daha fazlasıyla baş etmek durumunda kalır.

Yönetmen koltuğunda Na Hong-jin’in oturduğu, Güney Kore sinemasının hazinelerinden biri olan The Wailing, sembolik anlatımı ve sinematografisiyle sinemaseverleri bir kara büyü gibi etkisi altına alıyor!

7) The Texas Chainsaw Massacre

İki kardeş, yanlarına arkadaşlarını alarak büyükbabalarının Teksas’taki mezarını ziyaret etmek için yola çıkar. Burada karşılarına çıkan elektrikli testereli bir katil hepsinin kabusu olur. Bölgenin derinlerine inince, mezarlara musallat olan bir yamyam ailesiyle yüzleşmek zorunda kalırlar.

Tobe Hooper’ın 1974 yapımı filmi, şüphesiz ki slasher türünün en önemli örneklerinden. Gore türünün nimetlerinden yararlanarak yamyamlığın dehşetine varan film, eşsiz kurgusu ve korku dolu anlatımıyla nefesinizi kesecek bir serüven.

8) EL CLUB

Katolik Kilisesi’ne mensup dört rahip, günahlarının kefaretini ödemek üzere sürgüne gönderilir. Dört adam ve onların ihtiyaçlarını karşılayan kadınların kaldığı bu mekandaki tekdüze hayat, buradaki izole ortamın sonuçlarını gözlemleyecek bir Vatikan görevlisinin gelişiyle sekteye uğrar.

Tarzıyla sinema dünyasının merceği altına aldığı Pablo Larrain, en çarpıcı işlerinden biri olan El Club ile eleştiri yüklü ve fazlasıyla vurucu bir filme imza atıyor. Yarattığı puslu atmosferi ve kamera oyunlarıyla izleyeni midesini alt üst edecek gerçeklikte bir dram denizinin ortasında bırakıyor.

9)Leto


80’lerin başı, Leningrad’da bir yaz vakti. Lou Reed ve T-Rex’in plaklarını gizlice ülkeye sokan yeraltı çevreleri Perestroyka dönemine çoktan girmiştir bile. Mike ve karısı Natasha, genç Viktor Tsoy’la tanışır. Dostlarıyla beraber, Sovyetler Birliği’nde rock’n’roll ’un kaderini değiştireceklerdir.

Kirill Serebrennikov, bu filminde şahane bir sinematografiyi özgün bir kurgu ile yeni baştan yaratıyor. Teknik detaylarıyla öne çıkan Leto, müzikleri ve sönmeyen ateşiyle mutlaka görülmesi gereken bir biyografi filmi.

10) Ich seh, Ich seh (Goodnight Mommy)

Tüm zamanlarını birlikte geçirmeye alışmış ikiz kardeşler, estetik ameliyattan çıkan annelerini evde karşılar. Annelerinin yüzü sargılıdır ve tavrı biraz mesafelidir. Zamanla, sargıların arkasındakinin kimliğinden şüphelenmeye başlarlar.

Yönetmenliğini Veronika Franz ve Severin Fiala’nın üstlendiği Goodnight Mommy, Haneke esintilerinin sıklıkla hissedildiği, ters köşeleri ve zeki kurgusuyla gerilimin dozunu bir an olsun düşürmüyor.

*Film özetleri Mubi’den alınmıştır.

Bu listeye de göz atabilirsiniz: BluTV’de İzleyebileceğiniz 10 Film