Küçük Savaşlar Ve Daha Büyükleri: Mare of Easttown

Philadelphia’nın bir banliyösü, bir yıldır kayıp olan genç bir kızın vakasıyla çalkalanmaktadır. Davaya atanan polis dedektifi Mare Sheehan, oğlunun intiharının ardından bir de vakanın başarısız ilerleyişi yüzünden alt üst olmuş durumdadır. Yerel halk sinirlidir ve acı çeken bir anne, acılı dedektife isyan etmektedir. Zaten karışık bir durumda olan kasaba, ormanda bulunan bir başka genç kadının cesediyle birlikte korkuya sürüklenir. Bu yeni vaka, kederiyle baş etmekte zorluk geçen ve kişisel sorunlarıyla boğuşan Mare için oldukça zorlu geçecektir.

Brad Ingelsby’nin yaratıcısı olduğu HBO dizisi Mare of Easttown, polisiye severlerin yeni favorisi olacak gibi duruyor. Yedi bölümden oluşan dizi, oldukça dolu bir olay örgüsüne sahip. Küçük bir topluluğu merceği alan yapım, içerdiği karakterlerin birçoğunu detaylı bir şekilde işleyerek seyirciyi kasabanın içerisine çekiyor. Türü diziler ile kıyaslandığında yavaş tempolu ilerleyen dizi, baskın olarak dram türüne hizmet ediyor. Kasaba insanının hayatının yansıtılış şekli bir hayli başarılı. Bir noktadan sonra herkesin olayların içine çekilmesi ve çevredeki herkesin birbirini tanıması avantaj ve dezavantajlarıyla ekrana yansıyor. Baş karakter olan Mare Sheehan’ın hayatı didik didik edilerek seyircinin önüne sunuluyor. Bu noktada karakteri canlandıran Kate Winslet’e ayrı bir parantez açmak gerek. Halihazırda kendisini kanıtlamış, başarısı su götürmeyen bir isim olan Winslet, karakteri canlandırırken bütün doğallığını kullanıyor. Sadece karakteri ile değil, anlatının ve kasabanın atmosferi ile de bütünleşen Winslet, dizinin başarısının en büyük etkenlerinden. Yapımın doğallığı sadece Kate Winslet’e ve canlandırdığı karaktere has değil elbette. Dizinin en önemli yapı taşlarından biri: Gerçeklik. Yapımın sinematografisi, karakterlerin yaratım şeklini ve kasabanın gerçekçi ve sade atmosferini taçlandırarak duru bir anlatı oluşturuyor. Belki de bu sebeple, dizinin yavaş temposu seyirciyi sıkmıyor. Aksine hissiyatını güçlü tutarak sahici bir dil yaratıyor. Vakanın yardımcı dedektifi Colin Zabel karakterini canlandıran Evan Peters son derece olgun bir oyunculuk sergiliyor ve Winslet ile kimyaları tutuyor. Son derece güçlü bir kadroya sahip olan dizinin kadrosunda Julianne Nicholson, Guy Pearce, Angourie Rice, Sosie Bacon, David Denman, Jack Mulhern, Cailee Spaeny, John Douglas Thompson ve Joe Tippett gibi isimler bulunuyor. Genç kadrodan bazı isimlerin yapay oyunculuğu göze batsa da bu durum seyircinin gözünde canlandırdıkları karakterlerin itici doğalarını besliyor. Yetişkin kadro ise adeta ışıldıyor.

73. Emmy Ödülleri’nde: En İyi Mini Dizi, Tv Filmi veya Mini Dizide En İyi Kadın Oyuncu, Tv Filmi veya Mini Dizide En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Julianne Nicholson, Jean Smart) ve Tv Filmi veya Mini Dizide En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Evan Peters) dalları da dahil olmak üzere 16 dalda adaylık elde eden Mare of Easttown, sezonun en konuşulan işlerinden biri kuşkusuz. Teknik unsurları ve oyuncu performansları ile oldukça övülen dizinin senaryosu ise başarısına ket vuruyor. Yazının başında dile getirdiğim gibi senaryo, barındırdığı karakterlerin hikayelerine fazla önem veriyor. Bu çoğu zaman iyi bir etki sağlasa da zaman zaman gereksiz konulara fazla vakit harcayarak anlatıda bir tür bilgi kirliliği yaratıyor. Olay örgüsüne daha hakim olması gereken karakterler geri planda kalabiliyor. Seyircinin odağına görece önemsiz karakterlerin çekilmesi anlatıyı esas olayın etkisinden uzaklaştırıyor. Hikayenin dram yönünün güçlü bir dilde ele alındığı dizi, polisiye kısmında tökezliyor. Seyirciyi şaşırtmak için bir hayli uğraşıldığı belli olan olay örgüsünün sonu, oldukça vurucu ve akla yatkın. Fakat sağlam bir altyapısı yok. Bu sebeple zorlama hissi veriyor. Dizinin seyirciyi şaşırtmak veya izleyene ipucu vermek adına sıklıkla başvurduğu, şüpheli karakterin kıvranışını yakın planda sahneleme tekniği kaliteyi düşürüyor. Uzun ve kederli bakışlar, sessiz çırpınışlar ve bazı karakterlerin temele oturmayan davranışları da anlatıya zarar veriyor.

Dedektif hikayeleri ile karşılaştırdığında benzer bir iskelet üzerine inşa edilen hikaye, türünün bazı klişelerinden kaçamıyor. Fakat karakter psikolojisinin senaryoya yediriliş şekli oldukça başarılı. Mare of Easttown, İskandinav hikayelerini andıran soğuk atmosferi ve yaratılan dünyanın yalınlığının çekici kıldığı, gerçeklik hissinden kopmayan bir dizi. Hikayesinin kırmızı çizgilere dokunduğu ve rahatsız edici öğelerin bulunduğu yapım, seyircinin ruh halini etkilemek konusunda oldukça başarılı. Kate Winslet’in performansı ise kesinlikle görülmeye değer.

Your Honor: Yargıcın Adalet Denklemi

Youtube kanalımıza abone oldunuz mu?