Bir Hayat Nasıl Yaşanmaz: Vivarium

6.5/10

Gerilim yüklü anlatımı ve tuhaf komedi unsurları ile bilim kurgudan ziyade kara komedi hissiyatı veren Vivarium, Yeni bir ev arayışındaki çiftin, tuhaf bir emlakçının yönlendirmesiyle kendilerini ucu bucağı gözükmeyen bir labirentin içinde bulmasıyla başlıyor. Etraflarını saran her biri birbirinin aynısı olan yeşil banliyö evlerinin arasından kaçmak için türlü atılımlara girişen çiftin yolları her seferinde dokuz numaralı evin önüne çıkar. Bu cehennemden kurtulabilmek için yapmaları gerekenin, kaynağını bilmedikleri bir kutunun içerisinden çıkan bebeği büyütmek olduğunu öğrenir. Nereden geldiği belli olmayan bir mutant bebek ile baş başa kalan çifti gerçeklikten uzak bir süreç beklemektedir.

İncelikli Bir Simülasyon: Vivarium

Vivarium

Geleneksel aile yapısının bireyler üzerindeki etkisini yaratıcı bir fikrin ışığında ele alan Vivarium, alt metnini kurgusunun altına gizleme amacı gütmüyor. Doğanın kanunu olarak atfedilen yuva kurma amacına farklı bir bakış getiren film, yuvadan düşen bir yumurta metaforuyla perdeyi açıyor. Sahne dekoru yapaylığıyla sunulan set dizaynı gerçeklik ile bağları tamamen kopartarak Truman Show’vari bir atmosfer yakalıyor. Ucu bucağı gelmeyen koyu yeşil evlerin ilk bakışta yarattığı boğucu his, anlatı boyunca tazeliğini koruyor. Sahnede beliren bebek ile birlikte karakterlerin amacı da bir tür sapmaya uğruyor. Kaçış hedefi tamamen raftan kalkmasa da baskın hedef bebeği büyütmek oluyor. 

Bu andan itibaren geleneksel bir ailenin kuruluşuna adım adım şahit oluyoruz. Onu yetiştiren ailenin aynası olarak yetişen çocuk, çift arasında anlaşmazlıklara sebep oluyor. Aşk dolu ilişkileri gitgide toksik bir hal alan çift, kendi içlerinde birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Anne, sevgisini ve ilgisini çocuğa verirken babanın yuvadan kaçış amacı etkin bir hale geliyor. Evden uzaklaşan baba figürü kendisini, eninde sonunda onu tüketecek olan işine verirken aile içerisindeki rollerini kabulleniyorlar. Anne; anne olarak, baba ise evden ve çocuktan uzaklaşarak film içindeki dönüşümünü tamamlıyor. Film son düzlüğünde, bu labirenti andıran siteye önceden gelip yuvadan düşen ev sakinlerinden izlenimler vererek ilk sahnesindeki metaforunu pekiştiriyor. 

Sinematografisini boyadığı tonları ile nostalji havası veren film, hikaye kurgusunun önüne geçen alt metnini asıl hikayeye yediremiyor. Bu sebeple birtakım tempo sorunlarından kaçamıyor. Sanat yönetmeninin oluşturduğu yapay atmosfer, çabasız olay örgüsü ve göze parmak metaforları ile içine girmesi kolay olmayan bir dünya yaratıyor. 

İkinci uzun metraj filmiyle yönetmen koltuğuna oturan Lorcan Finnegan, filmin senaristliğini de üstleniyor. Bütün hatlarıyla ele alındığında ortalama bir seyir sunan film, yönetmeni için gelecek vadettiğini gösteriyor. Oyuncu performanslarının son derece doyurucu olduğu filmde ön plana çıkan Imogen Poots oluyor. Jesse Eisenberg ile birlikte iyi bir dinamik yakalayan oyuncu, karakteri için iyi bir seçim. Filmin havasını yükselten bir etken de çocuk oyuncu Senan Jennings‘in farklı notalarda gezinen başarılı performansı.

Vivarium

Kapitalist düzenin ütopya olarak sunduğu distopik hayat tarzını kendi tercihleri olduğunu düşünerek havada kapan banliyö insanlarını kendi labirentine hapseden Vivarium, aile içi ilişki dinamiğini irdelerken incelikli bir simülasyon sunuyor. Vivarium, senaryonun göze batan derdini anlatma çabasına ve havada kalan parçalarına rağmen keyifli bir gariplik. Wikipedia’nın tanımıyla: “Bilimsel amaçlarla hayvanların doğal davranışlarını gözlemlemek için doğal hayat şartlarının oluşturularak muhafaza edildikleri yer.” anlamına gelen vivaryum kelimesi filmi ve amacını özetliyor.

Vivarium (2019)

Bu yazıya da göz atabilirsiniz. Hapishaneden Öyle Kolay Kaçılmaz: Son Çıkış