78. Altın Küre Ödülleri’ne Kısa Bir Bakış

Sinemaseverleri bir hayli heyecanlandıran ödül sezonuna girmiş bulunmaktayız. Oscar’ın habercisi olarak bilinen, 28 Şubat tarihinde 78.’si düzenlenecek olan Altın Küre Ödülleri öncesi aday filmlere ve performanslara bir göz atalım.

Drama Dalında En İyi Film Adayları

Görselleriyle büyüleyen, zamanın akıp gittiği hissiyatını, geçmişin acısını ve geleceğin telaşını işlerken kurgunun, oyuncuların ve kameranın bir bütün oluşturduğu Nomadland, diğer dört aday arasında rakipsiz yarışıyor. Her karesi ve her repliği, arka planda çalan şarkıların kusursuz uyumu ile birleşerek ortaya övülmeye değer bir sanat eseri yaratıyor. Diğer adaylara bakarsak Promising Young Woman izlerken keyif verse de, olay örgüsündeki kafaya oturmayan parçaların çokluğu ve esas karakterin olması gerektiği kadar derin yaratılamaması sebebiyle beklentilerin altında kalıyor. Konusu, sinematografisi ve kostümleri sebebiyle izlemenizi tavsiye etsem de ödülü hak ettiğini düşünmüyorum. The Trial of the Chicago 7, sıradan teknik detayları görmezden gelinip konusu ve oyunculuk performansları için izlenebilecek bir film. Kusurlu senaryosu ve yaratıcı olmayan kadrajı ile ödülü kaldıramayacak bir ana akım işi. Bir diğer aday olan Mank ise ödülü kazanma ihtimali olan fakat temposunu sevemediğim, yönetmenin potansiyelini taşıyamayan bir yapım. Adaylığın son filmi olan, Anthony Hopkins ve Olivia Colman’ın başrollerini paylaştığı The Father, henüz izleme imkanı bulamadığım fakat çokça merak ettiğim ve ödülü kazanma ihtimali olduğunu düşündüğüm bir film.

Müzikal/Komedi Dalında En İyi Film Adayları

Senenin en çok konuşan yapımlarından olan Hamilton, diğer adayların arasından kolaylıkla sıyrılan, yenilikçi yapısı ve yüksek oyuncu performanslarıyla büyüleyici bir müzikal. Fakat bir film değil. Bu yüzden bir müzikalin bu dalda aday olmasını doğru bulmuyorum. Yine de ödülü kazanma ihtimali yüksek. Palm Springs ise hiç sevmediğim bir konu olan zaman döngüsünün içine sıkışmayı işlese de oyuncu kadrosu ve sinematografisiyle türünün beklentilerini fazlasıyla karşılayan kaliteli bir komedi filmi. Başrolü üstlenen Andy Samberg, içinde bulunduğu her işin enerjisini yükselten yetenekli bir aktör. Bir diğer aday olan Borat Subsequent Moviefilm, sivri dili ve ince esprileri ile yaratıcısı Sasha Baron Cohen’in zekasını yansıtan, seyirciyi zıt kutuplara bölen bir film. Çoğunluğun aksine ikinci filmi ilk filmden daha çok komik ve eleştirel bulsam da ödülü kazanma ihtimali düşük. The Prom ise Meryl Streep ve Nicole Kidman’lı kadrosuna rağmen klişe Disney filmi havasından öteye gidememiş, tahmin edilebilirliği zirvede fakat başarısı yerlerde olan bir müzikal. Hamilton ile karşılaştırıldığında aday filmler kategorisinde bile ismi anılamayacak denli sıradan bir iş. Son aday olan, Sia’nın yönetmenliğini üstlendiği Music filmini henüz izleyemediğim için yorum yapamıyorum.

En İyi Yönetmen Adayları

Benim nazarımda en çekişmesiz dal bu oldu. Aday olan filmlerin hepsi kendi çapında etkileyici olsa da ödülü hak eden aday kesinlikle Nomadland filminde kamerasıyla harikalar yaratan, seyircisini büyülü bir yola sürüklerken kadrajına konuk ettiği karakterlerin iç dünyasını seyircinin omzuna bindiren Chloé Zhao. Senenin en ses getiren filmlerinden biri olan Nomadland’ın başarısında yönetmenin payı yadsınamaz. Promising Young Woman filmiyle adaylık kazanan Emerald Fennell, ilgi çekici bir konuyu, heyecanı yüksek bir anlatım ile ele alsa da ortaya ödüllük bir iş çıkaramıyor. Bir diğer aday olan Regina King ise One Night in Miami… filmine kamerasıyla renk katsa da ilerlemeyen senaryosu ile seyircinin umduğunu bulamadığı bir iş ortaya koyuyor. Senenin tartışmalı yapımlarından biri olan The Trial of the Chicago 7, seyir zevki yüksek bir protesto hikayesi sunuyor lakin film, kusurlu senaryosuna rağmen, senaryonun akışı ve Sacha Baron Cohen’in keyifli oyunculuğu sayesinde yürüyor. Aaron Sorkin‘in filme katkısı yönetmenlikten ziyade yazım aşamasında oluyor. Mank filmiyle beklenen adaylığı elde eden David Fincher ise filmografisine kıyasla ses getiremeyen bir işe imza atıyor.

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu Adayları


Frances McDormand‘ın performansı için klişeleşmiş bir tabir kullanacağım: Şiir gibi. Filmin üstün başarısına sonsuz katkı sağlayan McDormand, sade ve etkili oyunculuğuyla karakterinin hüznünü boğaza oturan yumru gerçekliğiyle geçiriyor. Vanessa Kirby‘nin ekrana koyduğu iş de en az McDormand kadar iddialı. Güçlü bir kadının yas sürecini en derinden yaşatan Kirby, unutulmayacak bir deneyim sunarak filmin başarısını bir hayli yükseltiyor. Adaylar arasında Frances McDormand ile Vanessa Kirby arasında ciddi bir rekabet doğacak. İki oyuncu da ortaya koyduğu performans ile ödülü kazanmayı hak ediyor fakat benim tercihim kıl payı farkla, doğum sancılarıyla seyirciye dokuz doğurtan Kirby’den yana. Bir diğer aday, Carey Mulligan‘ın Promising Young Woman filmindeki karakterine yakıştığı şüphesiz. Lakin diğer adaylar kadar güçlü bir performans sergileyemiyor. Dördüncü aday olan Viola Davis’in Ma Rainey’s Black Bottom’da canlandırdığı karakteri, abartılı hareketleri ve kaprisleriyle bir sahnede seyircinin canını sıkarken peşi sıra gelen sahnede derin bir sempati hissi yaratıyor. Oyuncu, karakteri ile bütünleştiği büyülü bir şov sunuyor. Rakipleri güçlü olduğu için ödülü kazanamasa bile Oscar sezonunda da adından bahsettireceği kesin. Son aday olan Andra Day‘in The United States Vs. Billie Holiday filmindeki performansını henüz izleme fırsatını bulamadım.

Müzikal/Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu

I Care A Lot filminde boy gösteren Rosamund Pike‘ın sinirlere dokunan Marla isimli karakterini canlandırırken son derece keyif aldığını tahmin edebiliyorum. Lakin canlandırdığı karakter çok çiğ ve izleyiciye Gone Girl filmini anımsattığı için oyuncu hep aynı çizgilerde geziniyormuş izlenimi veriyor. Filmin başarısında bütün krediyi toplayabilecek bir karakter oyunculuğu sergilese de ortaya hatırlanmaya değer bir film çıkamıyor. Son dönemde adından sıklıkla bahsettiren Anya Taylor-Joy‘un canlandırdığı Emma karakteri kitlelerce övgüye boğulsa da doğallıktan uzak saçı ve performansıyla kitabın büyüsünden uzaklaşarak uyumsuz bir yapboz parçası hissi verdiği için adaylar arasında güçlü bir isim olsa da benim için bir hayal kırıklığı. Borat Subsequent Moviefilm’de oynayan Maria Bakalova ise keyifli bir performans sergilese de ortalamanın üstüne çıkabilmiş değil. İzlediğim performanslar arasında Rosamund Pike ödüle en yakın olan oyuncu. Michelle Pfeiffer‘ın aday olduğu French Exit filmini izleyemesem de oldukça umutluyum. Kategorinin son adayı da Music filminden Kate Hudson.

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu Adayları

Riz Ahmed, Sound of Metal filminde seyircide paranoya yaratan ve ekrana aktırılması zor bir durumla baş etmeye çalışan, yoğun bir çatışma içerisindeki karakterini, empatiye açık bir canlılıkla yaşıyor. Etkileyici performansıyla ödül sezonunun çok konuşulacak isimlerinden. Adaylığın diğer güçlü ismi olan Chadwick Boseman ise canlandırdığı rol ile başrol oyuncusunun da önüne geçerek, coşku dolu oyunculuğuyla sinemaya takdire şayan bir performans ile veda ediyor. İki oyuncu arasında güçlü bir rekabet olsa da tercihim performansıyla beklentimin üzerine çıkan ve ani vedasıyla hüzünlendiren Chadwick Boseman’dan yana. Adaylığın diğer başarılı isimleri: Anthony Hopkins, Gary Oldman ve Tahar Rahim.

Müzikal/Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu

Çok yetenekli bir isim olan Sacha Baron Cohen‘in Borat Subsequent Moviefilm’indeki performansı ve yarattığı karakterin uyandırdığı sükse tartışılmaz. The Prom’dan aday olan James Corden‘ın ise ortalama performansıyla kazanmak bir yana aday olabilmesi bile şaşırtıcı. Bir müzikalin film kategorisine aday olması ile ilgili düşüncelerimi belirtmiş olsam da bu dal için gördüğüm en güçlü aday Hamilton rolünü canlandıran Lin-Manuel Miranda. Ortaya çıkardığı yenilikçi eserine hayranlık uyandırıcı bir heyecanla can veriyor. Palm Springs filmindeki rolüyle adaylık kazanan Andy Samberg ise tam olarak Andy Samberg’lik bir performans sunuyor. Samimi oyunculuğuyla seyirciyi filme bağlamayı başarıyor. Adaylığın son ismi olan Dev Patel‘in Personal History of David Copperfield filmindeki performansını görmeyi merakla bekliyorum.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Zorlu adayların bulunduğu kategorinin en güçlü performansı Sacha Baron Cohen‘e ait. Birden fazla dalda adaylık kazana oyuncu, The Trial of the Chicago 7 filmini omuzlarında taşıyarak seyir zevki yüksek bir karakter portresi sunuyor. Adaylığın diğer güçlü ismi ise senenin eleştiri oklarını üzerine çeken filmi The Little Things’teki başarısıyla başrol oyuncularını geride bırakan Jared Leto. Filmin sayılamayacak kadar kusuru olsa da Leto, ortaya koyduğu ilginç karakteri ile ekran süresi kısa olsa da yeteneğini yansıtmayı başarıyor. Judas and the Black Messiah filminde genç devrimci rolüyle izleyiciyi heyecanlandıran, son zamanların konuşulan isimlerinden Daniel Kaluuya, rakipleri kadar övülmese de rolünü ustalıkla giyiniyor ve yardımcı oyuncu kılığıyla başrolden rol çalıyor. Diyaloglar üzerinden yürüyen One Night in Miami… birbirinden sağlam performanslara sahip. Adaylık kazanan tek isimin Leslie Odom Jr. oluşu şaşırtsa da iyi bir performans sergilediği aşikar. Son aday olan Bill Murray, akıllara Lost in Translation’ı getiren Bill Murray’lık karakteriyle kötü bir performans sergilemese de kategorinin en zayıf ismi.

Sizin favori adaylarınız kimler?

Yazıda ismi geçen bazı aday filmlerin incelemelerine de göz atabilirsiniz:

Politik Bir Dava: The Trial of the Chicago 7

İntikamın Anatomisi: Promising Young Woman

Sessizliğe Doğru Bir Hikaye: Sound of Metal

Blues Hayatın dilidir: Ma Rainey’s Black Bottom

Hitler’in, Filmlerden İsmini Çıkarttığı kişi; MANK kimdir?